6'lı masanın yeni anayasa önerisindeki çelişkiler

Mehmet Acet isimli köşe yazarının 6’lı masanın yeni anayasa önerisindeki çelişkiler başlıklı yazısı. Haber 7

6'lı masanın yeni anayasa önerisindeki çelişkiler

Mehmet Acet isimli köşe yazarının 6’lı masanın yeni anayasa önerisindeki çelişkiler başlıklı yazısı. Haber 7

6'lı masanın yeni anayasa önerisindeki çelişkiler
30 Kasım 2022 - 00:40

Muhalefet blokunun oluşturduğu 6’lı masanın ‘anayasa’ toplantısını gittim, yerinde izledim. (Davet için CHP Genel Merkezi’ne teşekkürler) İşin doğası gereği anayasa taslak metinlerinin ilgilileri dışında zaten, ‘soğuk’, dinlerken ‘uyku getiren’ bir tarafı vardır. Nitekim ben oradayken görmemiştim ama, daha önce iki kere “6’lı masanın eskisi kadar önemi kalmadı” ifşaatında bulunarak masanın paydaşları arasında kısa süreli panik havasına yol açan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, hazırlanan metin okunurken bir yerde uyuyakalmış. 6’ı masa zaten kendi destekçilerinin mühim bir kısmı  tarafından bile seçmene umut olacak güçlü siyasi mesajlardan uzak kalmakla, heyecansızlık, coşkusuzluk, vizyonsuzlukla eleştiriliyor. Pazartesi günkü program inat eder gibi sanki, “Evet, haklısınız, biz tam da öyleyiz” demek için hazırlanmış izlenimi verdi. Siyasi bir ‘gövde gösterisinden’ ziyade, akademik bir seminer havası vardı ortamda. DOĞRU OLAN, DAHA DEMOKRATİK OLAN, CUMHURBAŞKANININ ÇAĞRISINA KULAK VERMEKTİ. 6’lı masanın anayasa önerisinin ‘sunum biçimi’ dışında, yöntem ve tercihler bakımından da sorunlu tarafları var. Bir defa anayasa metinlerinin toplumun tüm kesimlerine hitabeden, en geniş katılımlı müzakerelerle yürütülmesi temel bir öncelik olmalıydı. Bu da, muhalefet ve iktidarı temsil eden bütün partilerin katılımıyla olabilecek bir şey. Bu tanıma uyan iki çalışma, 2011 ve 2015 seçimlerinden sonra Meclis’te temsil edilen bütün partilerin katılımıyla iki kere denendi. Özellikle birincisinde, önemli mesafeler de kat edildi. Sonra o yöntemden tümden vaz mı geçildi? Hayır. Yakın zamanda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hiçbir ön şart öne sürmeksizin, “Gelin hep beraber yepyeni bir anayasa yapalım” şeklinde muhalefete tekrar tekrar çağrılar yaptığını biliyoruz. Peki, sonuç ne oldu? Muhalefet partileri, biz sizinle anayasa yapmayız diyerek kapıları kapattı. YENİ SİSTEM HALK OYLAMASIYLA HAYATA GEÇTİ. MUHALEFET SİSTEMİ DEĞİŞTİRMEYİ ÖNERİRKEN, SEÇMEN İRADESİNE SAYGISIZ BİR GÖRÜNTÜ VERİYOR. 6’lı masanın açmazlarından biri de şu: Sürekli bir şekilde seçmeni, demokrasi ile otokrasi arasında bir seçim yapmaya davet ediyorlar. Ama, bunu yaparken asıl anti-demokratik tutumu kendilerinin sergilemekte olduklarının hiç farkında bile değiller. Ya da bu tutumlarının hiç fark edilmediğini düşünüyor olmalılar. Dikkat ettiyseniz, her kötülüğün müsebbibi olarak sundukları Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini Erdoğan ve Bahçeli bir gece ansızın karar verip hayata geçirmiş gibi takdim ediyorlar. Halbuki, sistem değişirken bütün anayasal süreçler demokratik formlara uygun şekilde Meclis’ten geçti, Halk oylamasıyla yürürlüğe girdi. Olması gereken, yapmaları gereken, önerdikleri sisteme her durumda yine bir halk oylamasıyla geçmeyi vadetmek olmalıydı. Bilkent Otel’deki sunumda 6 partinin genel başkan yardımcıları 6’şar dakika konuştu ama biri bile böyle bir öneriyi dillendirmedi. Demek ki kafalarında kafalarda yeni bir ‘halk iradesi’ öncelikli durumda değil. ÖNERİLEN MODEL, CUMHURBAŞKANI/BAŞBAKAN ÇATIŞMASINI VE YÖNETİM KRİZLERİNİ YENİDEN GÜNDEME GETİRİYOR 6’lı masanın bir başka açmazı, önerdikleri sistemin, 5,5 yıl önce yapılan referandumla değişen modelden kayda değer bir farklılık arz etmiyor oluşu. Çok sihirli bir tabirmiş gibi başına ‘güçlendirilmiş’ ifadesini ekledikleri parlamenter sistemin Türkiye’nin yakın dönemine ilişkin bıraktığı izler, hiç de hoş değil. Koalisyon dönemler, çoğunlukla kirli, tükenmiş, askeri vesayete teslim olmuş, kurulları ve kurallarıyla Türkiye’ye on yıllar kaybettiren dönemler olarak hafızalarımızda yer etmedi mi? ‘Güçlendirilmiş’ diyerek farklı olduğunu anlatmaya çalıştıkları tek konu, cumhurbaşkanının yetkileriyle ilgili. Ama orada da, 2007’de yüzde 68’le gelen evet oyunun üzerine yatamadıkları için, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi kuralını değiştirmeye cesaret edemediler. Bu da, önceki sistemdeki Cumhurbaşkanı/Başbakan çatışmasını potansiyel olarak sisteme geri getirmekten başka bir işe yaramıyor. Halkoyuyla seçilmiş cumhurbaşkanlarının sembolik olmayı kabul ettiği nerede görülmüş? Sonuç olarak, 6’lı masanın yeni anayasa önerisi, mecburen oluşmuş bir masanın mecburiyet önerisi olarak karşımızda duruyor. Masayı bir arada tutan tek ‘tutkal’ parlamenter sisteme geçiş vaadi olduğu için, aslında kendi aralarında yapmakta oldukları şeyin de bir tür, zorunlu ‘koalisyon ortaklığı arayışı’ olduğu ortada olduğu için, eski sistemin başka bir versiyonuna dönüş vaadini canlı tutmaya çalışıyorlar. Olay bundan ibaret…

Bu haber 40 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Günün Başlıkları