Son dakika Bozgeyik: Din Öğretimi Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim üzerinde yoğun baskı uyguluyor-VİDEO | SonDakika-Haberleri.Net

Sondakika-haberleri.Net PİRHA-KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, okullardaki din dayatmasına ilişkin demokratik toplum örgütleriyle birlikte eylem programı hazırladıklarını söyledi. Bozgeyik, “Din Öğretimi Genel Müdürlüğü aracılığıyla okullara baskı uygulandığını görüyoruz. Bu sebeple öğrenci ve veliler, özgür iradeleri ile istedikleri seçmeli ders olan Kürtçe, Lazca, Arapça ya da Hemşinceyi tercih edemiyorlar” dedi. Öğrencilerin okullarda maruz kaldığı zorunlu din derslerine […] |

Son dakika Bozgeyik: Din Öğretimi Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim üzerinde yoğun baskı uyguluyor-VİDEO | SonDakika-Haberleri.Net

Sondakika-haberleri.Net PİRHA-KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, okullardaki din dayatmasına ilişkin demokratik toplum örgütleriyle birlikte eylem programı hazırladıklarını söyledi. Bozgeyik, “Din Öğretimi Genel Müdürlüğü aracılığıyla okullara baskı uygulandığını görüyoruz. Bu sebeple öğrenci ve veliler, özgür iradeleri ile istedikleri seçmeli ders olan Kürtçe, Lazca, Arapça ya da Hemşinceyi tercih edemiyorlar” dedi. Öğrencilerin okullarda maruz kaldığı zorunlu din derslerine […] |

Son dakika Bozgeyik: Din Öğretimi Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim üzerinde yoğun baskı uyguluyor-VİDEO | SonDakika-Haberleri.Net
14 Ocak 2022 - 11:00

Sondakika haberleri

Bozgeyik: Din Öğretimi Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim üzerinde yoğun baskı uyguluyor-VİDEO

PİRHA-KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, okullardaki din dayatmasına ilişkin demokratik toplum örgütleriyle birlikte eylem programı hazırladıklarını söyledi. Bozgeyik, “Din Öğretimi Genel Müdürlüğü aracılığıyla okullara baskı uygulandığını görüyoruz. Bu sebeple öğrenci ve veliler, özgür iradeleri ile istedikleri seçmeli ders olan Kürtçe, Lazca, Arapça ya da Hemşinceyi tercih edemiyorlar” dedi.


Öğrencilerin okullarda maruz kaldığı zorunlu din derslerine yönelik toplumsal itiraz da gün geçtikçe artıyor. Okullardaki temel din eğitiminin yanı sıra “Seçmeli ders” adı altında da öğrencilere sadece dini içerikli dersler zorunlu tutuluyor.


Kur’an ve dini eğitim, Milli eğitim haricinde de yoğunluğunu arttırıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı verilerine göre Aralık 2020 itibari ile ülke genelinde 89,445 cami bulunuyor. Bu camiler haricinde 16,122 adreste de Kur’an kursu veriliyor. 2020 yılı verilerine göre bu kurslarda 901.818 kişi Kur’an kursu alırken, bu sayının 158.871’i erkek, 615.665’i ise kadınlardan oluşuyor.


KUR’AN KURSLARINA EN ÇOK İLKOKUL ÇOCUKLARI YÖNLENDİRİLİYOR!


Dikkat çeken bir diğer husus ise okuma-yazma öğrenmeden bu kurslara yönelenlerin sayısı oldu. Diyanet verilerine göre okuryazarlığı olmadan Kur’an kursu alanların sayısı 42.212 olarak belirlenmiş.


Kur’an kurslarında en fazla eğitim gören yaş grubu ise ilkokul çağındaki çocuklar oluyor. Açıklanan verilere göre 228.099 çocuk, bu kurslarda eğitime tabi tutuldu. Nüfusa göre Kur’an kurslarına en az yönelen il 273 kişi ile Dersim, 844 kişi ile de Ardahan oldu.


“BU DAYATMA TRAVMALARA NEDEN OLACAKTIR”


Milli Eğitimdeki mevcut zorunlu din derslerinin yanı sıra okul öncesi eğitimde de benzer bir dayatmaya gidilmesi eğitimcilerin tepkisine sebep oldu.


Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik de uzun süredir, milli eğitim sisteminden kaynaklı ayrımcı, eşit olmayan uygulamaların devam ettiğine vurgu yaptı. Aynı zamanda eğitimci olan Bozgeyik, özellikle 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Milli Eğitim’in müfredatında yapılan değişikliklerle “Türk-İslam sentezli” politikaların müfredata konulduğunu söyledi.


Mehmet Bozgeyik, hem zorunlu din derslerinin kaldırılması hem de anadilde eğitim taleplerinin uzun süreden beri yok sayılıp, asimilasyon politikası yürütüldüğüne işaret ederek şunları söyledi:


“20. Milli Eğitim Şurası’nda oyun çağındaki çocuklara din dersinin zorunlu olarak okutulması gibi bir gündem açıldı. Bu karar hem eğitim pedagojisi hem de bilimsel veriler açısından baktığınızda, analitik zekası gelişmemiş, henüz oyun çağında olan çocuklara bu tür ideolojik dayatmaların yapılması çocuğun ileri yaşlarda ruhsal açıdan da yaşamında birçok olumsuzluklara neden olur. Bu dayatma travmalara da neden olacağı gibi yine aile ile çocuk arasında çeşitli çatışmalara yol açacağı ayrımcı bir tehlikeyi de içeriyor. O açıdan biz de KESK olarak uzun süreden beri Milli Eğitim’de özellikle bu tür Türk-İslam sentezine dayanan, Türkiye’nin mozaiğini gözetmeyen, Alevi, Kürt ve farklı etnik kimlikten, inançtan olan kesimlerin de özellikle din öğretimi ve ahlak bilgisi dersi adı altında Hanefi mezhebinin dayatmasını bir asimilasyon politikası olarak değerlendiriyoruz. Bu uygulamadan vazgeçilmesini talep ediyoruz.


Avrupa ülkelerine baktığımızda din ile devlet işlerinin tamamen birbirinden ayrıldığını görürüz. Burada ise devlet, özellikle Diyanet İşleri aracılığıyla bütçeden yoğun kaynak transferi ile sadece bir mezhebin yaygınlaşmasını, hegemonya oluşturmasını sağlıyor.”


“TÜM EMEK, MESLEK ÖRGÜTLERİNE ÇAĞRI YAPIYORUZ”


KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, okul öncesi çağa dayatılan dini eğitimin bilimsel ve eğitim pedagojisi açısından uygun olmadığının da altını çizdi. Söz konusu önerinin derhal kaldırılması gerektiğini söyleyen Bozgeyik, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, zorunlu din dersleri hakkında aldığı kararı da hatırlatarak “hukuki sorumluluk” vurgusu yaptı.


Mehmet Bozgeyik, okul öncesi sınıflara yönelik din dersi projesiyle birlikte başlatılan imza kampanyası hakkında da konuştu. “Biz sadece KESK’e bağlı sendikalara değil, Türkiye’deki tüm emek, meslek örgütlerine çağrı yapıyoruz” diyerek kampanyaya destek isteyerek “Önümüzdeki günlerde özellikle bu kampanyaya karşı Türkiye’de daha etkili eylem ve etkinliklerin yapılabilmesi açısından da Alevi örgütleri, farklı meslek ve demokratik kitle örgütleri ile yürütmüş olduğumuz tartışmalar var. Bu da belli bir olgunluğa ulaştığında bir eylem programını da kamuoyu ile paylaşabileceğimizi ifade edebilirim” dedi.


“ÖĞRENCİLER ÜZERİNDEKİ BASKI POLİTİKALARINA SON VERİLSİN”


KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik, okullarda 21 Ocak’ta seçmeli derslerle ilgili sürecin tamamlanacağına da dikkat çekerek şunları söyledi:


“Türkiye’de farklı etnik kimlikte olan vatandaşlar; Kürtler, Araplar, Çerkezler, Lazlar var. Uzun süreden beri uygulanan tekçi politikalar nedeniyle dillerin kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olduğumuz bir süreç yaşıyoruz. Örneğin Lazca, Hemşince dilleri kaybolma riski ile karşı karşıya. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı, özellikle Din Öğretimi Genel Müdürlüğü aracılığıyla hem okul hem de il ve ilçe Milli Eğitim Müdürlükleri üzerinde çok yoğun baskı uyguladığını görüyoruz. Özellikle Din İşleri Genel Müdürlüğü’nün yayınlamış olduğu görsellere de baktığınızda özellikle din dersinin, yine Kur’an-ı Kerim ve İslami içerikte olan derslerin seçilmesi ile ilgili Milli Eğitim müdürlüklerinin, okul müdürlüklerine talimat verdiklerini, yine öğrenci ve velilerimizin kendi özgür iradeleri ile istedikleri dilleri seçemediklerini ifade edebiliriz. Zaten bakanlık, özellikle bu konuda yeterince Kürt dili, Lazca, Hemşince, Arapça bilen öğretmen ataması da yapmadığı için eğitmen eksikliği gerekçesiyle o derslerin çoğunu okullarda açmamakta ve öğrenciler tercihte bulunamamakta. Doğal olarak bu baskının ortadan kaldırılması gerekiyor. Herkesin özgür iradesiyle seçmeli dersleri tercih etme hakkının sağlanması noktasında da gerekli uygulamaların hayata geçirilmesi, hem Bakanlığın hem de Milli Eğitim ve okul müdürlüklerinin, öğrenciler üzerindeki bu baskı politikalarına da derhal son vermesini buradan talep ediyoruz”


EREN GÜVEN/ANKARA



 


Bu haber 51 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Günün Başlıkları